...
Çöktü. Bir patates çuvalı gibi. Eğri büğrü. Bir sigara yaktı. Bir yudum aldı. Yutkundu. Bir damla süzüldü kadehinden. Bir diğeri. Sonra bir diğeri daha... Tek tek sildi parmağıyla gözyaşlarını şarabın.
Çöktü. Bir patates çuvalı gibi. Eğri büğrü. Bir sigara yaktı. Bir yudum aldı. Yutkundu. Bir damla süzüldü kadehinden. Bir diğeri. Sonra bir diğeri daha... Tek tek sildi parmağıyla gözyaşlarını şarabın.
Altı Üstü Çok iyi Pişmeli İnsan Hayatın Tadına Bakmadan Önce
Ah sevgili arkadaşım! Gelecektim… Gelemedim, farkındayım. Tam hazırlanmış yola çıkıyordum ki; “Yanıma neleri almalıyım, neleri bırakmalıyım?” diye düşünüp dururken, bir anda bana bir haller oldu. Ellerime bakakaldım. “Bu ellerle mi çıkacağım yola?” derken, aldım elime sargı bezini. Baş parmağımı sardım. Bu parmakla onaylamışım her şeyi. Yetmedi. İşaret parmağımı da sardım.
Ben hep gidenlere şiir yazdım, sevgili. Şimdi Sen kalıyor gibisin. Ve ben... Seninle Nasıl konuşacağımı bilmiyorum.
Her yeni gün Doğarken Işığınla Bir günebakan Hayranlığında Yüzüm dönmez Hiçbir yana
Issız kalırım da susuz kalamam. Bak hava kaldı bugün.
Saatin üçü Gecenin demi Yüreğe Öyle bir çöktü ki Duman etti her yeri Yarım bardak çay Üstü parmak izleri Ben sana Çay kaşığına hasretti.
İçimdeki deliye kadeh kaldırdım. İçimdeki çocuk sızdı.
Hayat akıp giderken Kendi içime aktım ben de Hayatla karşılaştık.
Bir dalıp çıktım gözlerine Sonra güneşlendim bir süre.
Minderim Yıldız manzaralı Sayamadım Kaç tane kaydı Kendimi Dinlerken
Bugün ilk defa Bir top dondurma yerken Düşünmedim seni. İçim eridi.