En son

Dip Akıntısı: Yargının Cam Fanusunda Kıpırtısız Bir Dava

Raftakiler

Dip Akıntısı: Yargının Cam Fanusunda Kıpırtısız Bir Dava

FANUSA GİRİŞ Salon: Camla çevrili bir mahkeme alanı. İçeridekiler dışarıyı görür. Dışarıdakiler içeridekileri duyamaz. Zemini de dahil saydamdır. Ortada yüksek bir mercan kürsü. Arka sağ köşede batık bir gemi, arka sol köşede devrik bir yelkenli. Işık gri-mavi tondadır. Kürsünün arkasındaki camda “Suya yazılan okunmaz. Cam kırılmazsa, gerçek duyulmaz” yazmaktadır.

Yuled Sancaktutar tarafından
Takım Elbiseli Hayaller

Raftakiler

Takım Elbiseli Hayaller

Jilet gibi ütülediği takım elbisesini giydi Yunus. Yatırımcılarla görüşecekti. Evden çıkmadan önce portmantonun kapısında onu her sabah uğurlayan aynanın karşısına geçti; gururla baktı kendine. Kravatını düzeltti. Alnına düşen saçlarını yana doğru taradı. Aynadaki adama göz kırparak, evden ayrıldı. Yürürken karşılaştığı mahalle sakinlerini alışıldık tebessümüyle selamladı. Mahalle kahvesine vardığında hemen bir

Yuled Sancaktutar tarafından
Ertelenmiş Şimdi

İleri/Geri Sarılmış Günlükler

Ertelenmiş Şimdi

Her ertelenen şimdi, zamanın gövdesinde yeni bir boşluk açar. Şimdi başlamadı. Sana yazdığım hiçbir şey şimdi yaşanmadı. Kimisi geçmişin yankısıydı, kimisi geleceğin provası. Sanki tüm şimdiler, doğuştan ertelenmeye meraklı. Saatin akrebi dönüyor, yelkovan yetişmeye çalışıyor, Ama aralarında yetişilemeyen bir boşluk hep kalıyor. Defterimde bir not var. Üzerinde dünün tarihi, içinde

Yuled Sancaktutar tarafından
Aynı Anın İki Yüzü

İleri/Geri Sarılmış Günlükler

Aynı Anın İki Yüzü

Zaman bazen iki defa yaşanır; hangisinin gerçek olduğunu bilemezsin. Bir kapının önündeyim. İçeri girmekle girmemek arasında asılı. Kapı, ardında bir hayat saklıyor; önünde ise başka hayatlar sıralı. Ben ise, zamanın paslı zincirlerle sallandığı, bir basamağın üzerindeyim. Elimi tokmağa uzatıyorum. Kapı açılıyor. İçeri giriyorum. “İyiyim,” diyorum. Sesim yorgun çıkıyor. Hayır. Öyle

Yuled Sancaktutar tarafından
Olmamış Bir Geçmişin İçinde

İleri/Geri Sarılmış Günlükler

Olmamış Bir Geçmişin İçinde

Dün, on yıl önceydi. Ve yarın, çoktan geçti… Takvimde sayılar, birdirbir oynuyor.  Bir yıl, bir ayın içine sızmış.                                                            Bazı anlar ise sonsuzluk doğuruyor… Bir gün bir aşkın bitişini yazıyorum defterime.                           Bir gün selam gönderiyorum, seneye taşınacağım bir şehre. Oysa hiç başlamadığını biliyorum o aşkın.                                   Ve o şehir – beni beklemiyor bile.

Yuled Sancaktutar tarafından