Kazı Alanının Kenarında
Apartmanın önünde belediye işçileri bir yeri kazıyor.
Öyle sabırlılar ki…
Sanki toprağın altından bir hazine çıkacakmış gibi, usul usul iniyorlar aşağıya.
Her bir kürek daha da derinine iniyor toprağın.
Toz duman oluyor her yer.
Terli seslenişler havada uçuşuyor.
Altını üstüne getiriyorlar toprağın hep beraber.
İnsan da böyle değil mi?
Bir hafriyat.
Bir an geliyor, kazıyorsun. Bakıyorsun ne varmış altında.
Bazen bir boru patlıyor.
Bazen de… temeline senin atmadığın çürük çarık malzemeler.
Üstünü betonla örttüğün eski anılar.
Rutubetli çocukluklar, birbirine dolanmış ilişkiler, uzantılı kablolar…
Kabullenmesi zor ama gerçek:
Kendi harcımıza ne çok şey katmışlar.
Kazmasan olmuyor. Kazınca ortalık karışıyor.
Ama… toprağın altı temizlenmeden, üstüne yeni hiçbir şey kurulmuyor.
Şu kazı yüzünden yolları kapatmışlar. Sorun değil.
Başka yoldan giderim gideceğim yere.
Tabela asmışlar sonuçta:
“Geçici rahatsızlık için özür dileriz. Daha sağlam bir zemin için çalışıyoruz.”