Martı Çığlıklarıyla Uyanmak
Her sabah, içimi ince uçlu bir çığlıkla delen birileri var.
Bir yerimden çekilip kaldırılıyorum — fail yine aynı: martılar.
Her sabah, uyku ile uyanıklık arasındaki o saydam sınırda…
Martılar bağırıyor.
Biri kahvaltısını düşürmüş, öteki birinin muhitine girmiş, diğeri belki de aşkını ilan ediyor — bilmiyorum.
Tek bildiğim: hepsi çığlık atıyor. İnsanın, simit değil de yastık fırlatası geliyor üstlerine.
Zamanla bu seslere alışıyor insan.
Ama bir sabah sessizlik olursa, bu kez panik başlıyor:
“Yoksa martılar mı taşındı?! Bir terslik mi var dünyada?!
Belki de öldüm de bu huzur ondan…”
Derken...
Bir çığlık daha.
Belki de sessizlik için martıların susması gerekmiyor.