Olmamış Bir Geçmişin İçinde

Paylaş
Olmamış Bir Geçmişin İçinde

Dün, on yıl önceydi.
Ve yarın, çoktan geçti…

Takvimde sayılar, birdirbir oynuyor. 

Bir yıl, bir ayın içine sızmış.                                                           

Bazı anlar ise sonsuzluk doğuruyor…

Bir gün bir aşkın bitişini yazıyorum defterime.                          

Bir gün selam gönderiyorum, seneye taşınacağım bir şehre.

Oysa hiç başlamadığını biliyorum o aşkın.                                  

Ve o şehir – beni beklemiyor bile.

Bazı anılarım var benim, hiç yaşanmamış.

Bir yaz akşamı, balkon demirlerine yaslanmışım.                     

Elimde buz gibi limonatam. Arkama denizleri almışım.

O fotoğrafı bulamıyorum albümlerde. Hafızamda sıkışmış, rengi solmuş bir çerçevede.

Çocukluk albümümden benim olmayan fotoğraflar çıkıyor.   

Bazen yüzüm, başkasının hikâyesine düşülen bir not gibi…     

Sanki biri, anılara poz vermem için çağırmış beni.

Bir fotoğrafta, kıyısında hiç oturmadığım bir nehir.               

Ellerim çamura bulanık, gözlerim güneşte kısılmış.                  

Bir diğerinde parkta koşuyorum. Saçlarım birbirine karışmış.

Demek ki geçmiş, bazen bana ait olmayan görüntüler sunuyor; sessizce bir delikten içeriye sızıyor.

Bazen zamanın çizgisi bükülmüyor, kopuyor.                            

Ve kopan yerlerden, başka geçmişler sızıyor.                             

Bir çocukluk anısı bana aitmiş gibi kokuyor.

En çok da, yaşanamayan anılar şimdinin kapısını yokluyor.