İç Sahne
...
tam yanımda olmasan da (olur) yan masamda otursan verdiğim her dumanı sana getirse; (hınzır) ya — bu rüzgâr sorsan; ben bir şey yapmadım havalardan hep bunlar.
İç Sahne
tam yanımda olmasan da (olur) yan masamda otursan verdiğim her dumanı sana getirse; (hınzır) ya — bu rüzgâr sorsan; ben bir şey yapmadım havalardan hep bunlar.
İç Sahne
Damla damla eriyen sarkıtlarına inimin açtım -ağzımı- yumdum -gözümü- Bir çocuk gibi. İyi geldi — susuzluğuma.
İç Sahne
Gözyaşı gözünün ucunda hazır olda durunca her şeye ne kadar da rahat gülebiliyor insan
İç Sahne
Ben bir sokak lambası sineğiyim. Sadece senin ışığında uçan…
Alt Metinler
Garson üçüncü kez boş fincanımı aldı. Ve ben yine kalkamadım. Kitaplarım, defterim, bilgisayarım — Hepsiyle masaya yayılmışım. Masa bana alışmış, ben masaya. Sandalye izimi sevmiş. Ben de sandalyemi. Aynı kafede aynı yalnızlara denk gelince, içten içe gülümsüyorum: “O da biraz hava almak istemiş…”
Alt Metinler
Oturma odasındayım. TV’yi açmak istiyorum. Masada, koltuk aralarında, sehpa üstünde tam sekiz farklı kumanda var. Her birine basıyorum. Sırayla deniyorum… Ama televizyon hâlâ karanlık, açılmıyor. Sonra bir düşünce gelip oturuyor yanıma: Hani televizyonlar akıllıydı? Telefonumu alıyorum elime. Sürekli hikâyeler paylaşılıyor. Birileri kahvaltı hazırlıyor. Yulafı kâseye nasıl koyacağımıza dair birkaç
Alt Metinler
Marketlerde, kitapçılarda, reyonlarda… Rafın önündeki ürünleri geçip, arka sıradakini almak… Oysa en öndeki en kolay ulaşılandır. Elimiz yine de arkaya uzanır. Bugün de yine, rafın en arkasındaki kitabı attım alışveriş sepetime. Yüzümde tuhaf bir gülümseme...
Alt Metinler
Güneşli, berrak bir sabah. Böyle havalar genelde insana bir neşe vaat eder. Ama bazı sabahlar, sadece hava uyanmaya hazırdır; insan değil. Önce hava uyanır. Sonra kuşlar ve bir sarmaşık dalı. Neden her sabah aynı dala tünerler?
Alt Metinler
Bugün yine insan olduğumu kanıtlamam istendi. “Tüm trafik lambalarını işaretleyin,” dedi sistem. Parmağım, gri karelerin üzerinde gezinirken düşündüm: Ya ben bu sabah sadece bir yol tabelası gibi hissediyorsam? Yaptım yetmedi. Bu sefer de yaya geçitlerini işaretlemem istendi. Bitmedi. Arabalar. Ben bir insanım, robot değilim. Tüm gergedanları bile doğru işaretleyebildim.
Alt Metinler
Çamaşır ipi üstünde hassas dengeler. Ne uçsun, ne kokuşsun... Kuruyalım ama sınırda; ne iç içe, ne bir başına. Kokular karışmasın, üst üste binmeyelim; ipler yine de bağlı kalsın aramızda.
Alt Metinler
Her sabah, içimi ince uçlu bir çığlıkla delen birileri var. Bir yerimden çekilip kaldırılıyorum — fail yine aynı: martılar. Her sabah, uyku ile uyanıklık arasındaki o saydam sınırda… Martılar bağırıyor. Biri kahvaltısını düşürmüş, öteki birinin muhitine girmiş, diğeri belki de aşkını ilan ediyor — bilmiyorum. Tek bildiğim: hepsi çığlık atıyor. İnsanın, simit
Alt Metinler
Mikrodalgada ısıttığınız yemeğin süresi bitmeden kapağını açıp bakanlardan mısınız? Bip sesini duymadan, zamana kendi işaretini koyanlardan? Sanki birkaç dakika daha beklesek, dünyanın sonu gelecek gibi... “Tamam” demekle “yeter” demek arasındaki o belirsiz bölgede salınıp duruyoruz. Belki de artık, hiçbir şeyin tam vaktinde pişmesini bekleyemiyoruz: Ne ilişkilerin, Ne kararların, Ne de